Feniçka – Lou Andreas-Salome

Bağımsız ve özgürlükçü yaşamıyla feministler için bir rol model olan Lou Andreas-Salome'nin Feniçka'sı yazarın bir deneyimine dayanır..
Geleneksel cinsiyetler arası ilişkileri pek de umursamayan Feniçka ve psikolog Max Werner arasındaki dostluk ve sohbetlerin ışığında, her daim belli kalıplar içine sokulan kadınların aslında ne şekilde değerlendirilmesi gerektiğini de anlatmış yazar.. Ve kitabın asıl amacı da bu bana göre..
Aslında oldukça sade bir kitap ama üstünde durup düşünülmesi gereken birçok cümleyi barındırması bakımından önemli ve güzel.. İşte o cümlelerden biri:
"İnsan kadınları ister idealize etsin ister şeytanileştirsin, her durumda bir erkeğe bağlı değerlendirip basitleştiriyordu."

Elia İle Yolculuk – Zülfü Livaneli

Elia İle Yolculuk – Zülfü Livaneli #okudumbitti .
Dünyaca ünlü sinema ustası ve yazar Elia Kazan ve onun filmlerini izleyerek büyüyen, kadim dostu Zülfü Livaneli'nin Cennetin Doğu'su Kayseri'ye, Elia Kazan'ın geçmişine, çocukluğuna yaptıkları yolculuğu anlatan bu kitabı bitirdiğinizde birçok duyguyu aynı anda yaşıyorsunuz. Sevgi, hayranlık, hüzün..
Livaneli öyle bir yazar ki onun kitaplarını okurken birçok şey öğrenmeniz mümkün. Elia Kazan'ın hikayesini okurken Anadolu'yu, Amerika'yı, birçok oyuncu hakkında ilginç bilgi ve anıları da öğreniyor okur. Üstelik bu bilgiler hikayeyi daha da güzel kılıyor..
Ayrıca M.K.Perker'in illüstrasyonlarının güzelliğini de es geçemeyeceğim..
Livaneli okuyup da kalemine hayran kalmamak mümkün değil.. Okumanızı tavsiye ederim..👍

Sen ve Ben – Nıccolo Ammanıtı 

Sen ve Ben – Nıccolo Ammanıtı #okudumbitti .
Duygusal, zeki, düş gücü kuvvetli ama içe dönük ve yalnızlığı seven on dört yaşında bir genç: Lorenzo.
Roma'da bir bodrum dairesinde, herkesten uzak bir hafta geçirme isteğiyle söylenmiş safça bir yalan ve bu yalanın ortasına beklenmedik bir şekilde düşen uyuşturucu bağımlısı üvey abla Olivia..
Ammanıtı daha önce bildiğim, okuduğum bir yazar değildi. Sen ve Ben yazarla tanışma kitabım oldu ve şimdi bunun için uygun bir kitap olduğunu düşünüyorum.. Bir avuç malzemeyle, bir oturuşta okunabilen ama kurgusuyla da insanın içine işleyen bir roman oluşturmuş yazar.. Büyümek, kendini ve hayatı tanımak, kardeşlik duygusunu yaşamak üzerine severek okuduğum bir kitap oldu benim için..

​Kısa Öykünün Büyük Ustaları

Kısa Öykünün Büyük Ustaları, İngiliz ve Amerikan edebiyatından birçok yazarın öykülerini içeren bir seçki niteliğinde..
Edgar Allen Poe, Herman Melville, James Joyce, Oscar Wılde, Virginia Woolf gibi iyi yazarların öykülerini okurken, edebi bir tür olarak 19.yy'da kendini gösteren kısa öykünün 20.yy'a evrilişini görmek de mümkün bu kitapta..
Dönem dönem öykü okumayı, okuduğum kitapların arasına öyküler almayı çok seviyorum.. Hatta bu tarz kitaplar olunca her gün bir iki öykü bile okunabilir.. Benim gibi öykü okumayı sevenler için güzel bir edebiyat seçkisi ve iyi bir kitap..

Alice Harikalar Diyarında – Lewis Carroll

Hem çocuklar hem de yetişkinler için büyülü bir dünyanın kapılarını açan, içerdiği sembollerle de anlam derinliği sunan bir kitap Alice Harikalar Diyarında..
Yazıldığı tarihten bu yana hem sevilmiş, hem de çeşitli iddialarla suçlamalara maruz kalmış..
Çocukluğumda biraz da zorlanarak okumuştum, tekrar okumak istiyordum. İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıktığını görünce tekrar okunması ve kitaplığımda bulunması kaçınılmaz oldu.☺
Çocukların, içindeki çocuğu hala yaşatanların ve benim gibi çocukluğunu hatırlamak isteyenlerin okumasını tavsiye ederim..😌

Anne Frank’in Hatıra Defteri – Anne Frank

Ölümden kurtulmak için bir gecede her şeyini geride bırakarak gizli bir bölmeye saklanan Yahudi bir aile ve her an Naziler tarafından yakalanma korkusuyla geçen 2 yıl..
Dışarı çıkmak yasak, pencere açmak yasak, duyulur diye yüksek sesle konuşmak, musluğu açmak bile yasak.. En ufak bir sese bile kulak kabartmak mecburi.. Onlara yardım eden bir iki kişi ve belirli saatlerde kısık sesle dinlenen radyo dışında dışarıyla hiçbir iletişimleri yok..
O zor günleri, yaşanan sıkıntıları, açlığı, korkuyu, çaresizliği ve her şeye rağmen umut etmeyi, yaşama bağlılığı, gülmeyi ve hatta sevebilmeyi 14 yaşındaki Anne Frank'in hatıra defterinden öğreniyorsunuz.
Başka bir son ve kurtuluş bulmayı çok isterdim ama Anne Frank, 1945 Mart'ında, gitmekten çok korktuğu toplama kamplarından birinde hayatını kaybetti.. "Öldükten sonra da yaşamak istiyorum" diye yazmıştı, hatıra defteri sayesinde öyle de oldu..

Öldürmeye Değer Kişiler – Peter Swanson

Peter Swanson – Öldürmeye Değer Kişiler #okudumbitti .
Heathrow Havalimanı bekleme salonunun barında tanışan Lily Kintner ve Ted Severson birbirlerine en mahrem sırlarını anlattıktan sonra, birlikte Ted Severson'un ona ihanet eden karısı Miranda'yı öldürmeye karar verirler. Bu teklifi yapan kişi Lily'dir çünkü ona göre birkaç tane çürük elmanın Tanrı'nın belirlediği zamandan önce yok olmasının hiçbir kötü yanı yoktur. Ancak Lily'nin asıl amacı önceden de tanıdığı ve ölesiye nefret ettiği Miranda'dan intikam almaktır. Tabi olaylar biraz karışır..
Tesadüf ile başlayıp ustaca planlanmış cinayetlere ve şaşırtmacalara uzanan bir kitaptı Öldürmeye Değer Kişiler.
İlgi çekici bir konusu olmasına rağmen sonlara doğru ancak açılan ve kendisine çekmeye çalışan bir kitap oldu benim için.. Hatta o şaşırtmacaları dışında güçlü bir polisiye gerilim kitabı değildi..

Ay Işığı Sokağı – Stefan Zweig

Stefan Zweig – Ay Işığı Sokağı #okudumbitti .
Benim için uzun sayılabilecek bir aradan sonra yine bir Zweig kitabıyla karşınızdayım çünkü kendisini ne kadar çok sevdiğimi bilenler bilir.☺
Ay Işığı Sokağı 5 öyküden oluşan ince bir kitap.. İnsanların nasıl en uç noktaya doğru sürüklenebildiği ve ne kadar ağır bedeller ödemek zorunda kaldıkları anlatılıyor bu öykülerde.. Karakterlerin çalkantılı ruh hallerini anlatma konusunda Zweig'ın ne kadar başarılı olduğunu biliyoruz fakat bu öykülerde beni içine çekemeyen, yarım bırakan bir şeyler vardı.. Belki de çok çabuk sonuca ulaştıkları için o her zamanki zevki alamadım.. Kötü bir kitap mı, tabi ki hayır ama Zweig'la tanışmak isteyen birinin seçeceği ilk kitap da olmamalı derim..😌

Mumu – Turgenyev

Turgenyev – Mumu #okudumbitti .
Turgenyev denince akla gelen yapıtlarının dışında bir kitap Mumu.. Yazarın son dönemlerinin ürünleri olan 6 hikayeden oluşuyor..
Kitaba adını veren hikaye Mumu da Çarın emriyle gözaltına alındığı günlerin ürünü.. Batı ve Rus edebiyatları arasında kendini bir köprü olarak gören Turgenyev, daha önce denk gelmediğim bu öykülerinde de Rus insanını çok başarılı bir şekilde tasvir etmiş ve yaşadığı dönemde siyasetle hiç ilgilenmediği halde, yaptığı halk tasvirleriyle aydınların ilgisini çekmiş her zaman.. Mumu ve Tropmann'ın İdamı en sevdiğim öyküler oldu. Anlatımı güçlü ve akıcı, okuması keyifli bir kitap..

Diriliş – Tolstoy

Tolstoy – Diriliş #okudumbitti . 
1899 yılında yayımlanan Diriliş, soylu bir prens olan Dmitri Nehludov'un gençliğinde acı çekmesine yol açtığı, Sibirya'da mahkum olan genç bir kıza vicdan borcunu ödemeye çalışmasının hikayesi.. Ancak Tolstoy'un bu eserle anlatmaya çalıştığı şey sadece bundan ibaret değil.. Kitap, Rusya ceza sistemine yöneltilmiş haklı bir eleştiriyi, yazarın yaşadığı dünyanın adaletsizliğine duyduğu öfkeyi, 19.yy Rusya'sındaki sosyal yaşamı yansıtması bakımından da önemli bir eser..
Seneler sonra karşısına çıkan Katyuşa Maslova'ya yardım etmek için bütün hayatını değiştirmeyi göze alan ve bu uğurda sahip olduğu her şeyden vazgeçen Prens Nehludov ile birlikte suçluluk duygusu, vicdan, bağışlanma kavramlarının, adalet sistemindeki yanlışların, cezaevlerinde yapılan kötü uygulamaların psikolojik bir hikayesi.. Anlatımı çok güçlü ve akıcı, tam anlamıyla Tolstoy'a yakışır bir eser..