Mecburiyet – Stefan Zweig

Mecburiyet – Stefan Zweig #okudumbitti . 
Savaş karşıtı görüşleriyle tanınan Zweig, Mecburiyet'te bu görüşlerine uygun bir karakter yaratmış.. Ressam Ferdinand, savaş sırasında askere alınmamak için karısıyla birlikte İsviçre'ye kaçar. Yıllar sonra, askere elverişliliğinin tespiti için çağrıldığında büyük bir ikilemle karşı karşıya kalır.. Görev duygusu, savaş karşıtı düşünceleri ve karısına duyduğu sevgi arasında sıkışıp kalmış bir adam ne hisseder, nasıl davranır her satırda hissediyorsunuz.. İnce ve akıcı olduğu için de 1 saatte okuyup bitiriyorsunuz..☺ Ne zaman kitap okuyamama durumu yaşasam beni bir Zweig kitabı kurtarıyor, okumak iyi geliyor..☺

Gömülü Şamdan – Stefan Zweig

Söylenceye göre, Yahudilerin asırlardır süregelen göçebeliğinin de sembolü olarak kabul edilen kutsal yedi kollu şamdan Menora, Kudüs'ten Babil'e oradan Roma'ya gitmiş, daha sonra Vandallarca çalınmış ve Kartaca'ya götürülmüştür. Tam da bu götürülme sırasında Yahudi cemaatinin ileri gelen yaşlılarıyla birlikte olaya tanıklık eden küçük Benjamin seksen yıl sonra Bizans'a gider ve kutsal şamdanı ait olduğu topraklara, Kudüs'e geri götürmek ister..
Kutsal yedi kollu şamdanla ilgili bu büyük söylencenin sonu aslında farklı; ama Zweig bu belirsiz sona razı gelmemiş ve okurların kalbinde bir umut ışığı bırakmak istemiş. Bu yüzden de söylenceye Zweig'in kalemiyle güzel ve umutlu bir final atfedilmiş, iyi ki de öyle olmuş..
Bugüne kadar okuduğum eserlerinden daha farklıydı Gömülü Şamdan. Tabi yine de söz konusu Zweig olunca her zamanki gibi #kzlgezegenöneriyor 👍

Ay Işığı Sokağı – Stefan Zweig

Stefan Zweig – Ay Işığı Sokağı #okudumbitti .
Benim için uzun sayılabilecek bir aradan sonra yine bir Zweig kitabıyla karşınızdayım çünkü kendisini ne kadar çok sevdiğimi bilenler bilir.☺
Ay Işığı Sokağı 5 öyküden oluşan ince bir kitap.. İnsanların nasıl en uç noktaya doğru sürüklenebildiği ve ne kadar ağır bedeller ödemek zorunda kaldıkları anlatılıyor bu öykülerde.. Karakterlerin çalkantılı ruh hallerini anlatma konusunda Zweig'ın ne kadar başarılı olduğunu biliyoruz fakat bu öykülerde beni içine çekemeyen, yarım bırakan bir şeyler vardı.. Belki de çok çabuk sonuca ulaştıkları için o her zamanki zevki alamadım.. Kötü bir kitap mı, tabi ki hayır ama Zweig'la tanışmak isteyen birinin seçeceği ilk kitap da olmamalı derim..😌

Bir Çöküşün Öyküsü & Amok Koşucusu – Stefan Zweig

Art arda okuduğum iki Stefan Zweig kitabıyla karşınızdayım.☺
👉Bir Çöküşün Öyküsü, Zweig'ın her zamanki başarılı ruh tahlilleriyle, gözden düşen ve sürgüne yollanan Madame de Prie'nin hüzünlü sonunu anlatır. Aynı zamanda XV.Louis dönemi Fransız saraylarının yaşantısını da gözler önüne serer..
——————————————–
👉Ve Amok Koşucusu.. Kendisinden yardım isteyen zor durumdaki kadını geri çeviren bir doktorun yaşadığı pişmanlık, geçirdiği buhran ve sonunda etkisi altına girdiği amok illeti. Peki bu nasıl bir illet? Amok, Malezya halkında görülen bir humma. Bir çeşit delicesine sarhoşluk hali de denebilir. Amok koşucusu, yakalandığı bu illet sonucu ağzından köpükler saçarak delice koşmaya başlar ve onu durdurmak imkansızdır.. İki kitap arasında bir seçim yapmam gerekirse Amok Koşucusu'nu daha çok beğendim.☺ Bütün detaylarıyla tam bir Zweig kitabıydı bana göre.👍

Mürebbiye – Stefan Zweig

Stefan Zweig – Mürebbiye #okudumbitti . Zweig'ın en sevdiğim yazarların başında geldiğini artık bilmeyen yoktur diye düşünüyorum.☺ Mürebbiye de yazarın okuduğum son kitabı.. Dört öyküden oluşan kitapta yine insana dair tutkular, acılar, aşklar derinlere inilerek anlatılmış. İçlerinde en çok Geç Ödenen Borç adlı öyküyü sevdim. Hüzünlü, naif, içten gelen bir vefa örneğiydi..😌 Yakın zamanda okumayı düşündüğüm iki Zweig kitabı daha var. Amok Koşucusu ve Bir Çöküşün Öyküsü.. Sonra bir süre ara vermek istiyorum kendisine, bakalım..☺

Yakıcı Sır – Stefan Zweig

Kısa tatilini bir flörtle renklendirmek isteyen çapkın bir baron ve tanışmak istediği kadına yaklaşmak için arkadaşlık kurduğu 12 yaşında bir çocuk.. Edgar kadın avcısı baron için sadece bir araç.. Aralarındaki sohbetin hiçbir anlamı yok çünkü o sadece katlanmak zorunda olduğu bir çocuk.. Haliyle Edgar'ın ruhunda açılan yaralardan, onun öfkeli ve hırçın bir çocuğa dönüştüğünden, çocuk dünyasının nasıl alt üst olduğundan habersiz..

Olağanüstü Bir Gece – Stefan Zweig

2016 benim için kesinlikle Stefan Zweig yılı oldu. Satranç'la başladıktan sonra sürekli Zweig okurken buldum kendimi..😁 İncecik kitaplarda insan ruhunun derinlikleri ve karakter tahlilleri bu kadar mı güzel işlenir.. Okuduğum her kitabına hayran kaldım diyebilirim..
de yine bu başarılı kurgulardan biri bana göre. İçine doğduğu burjuva hayatının bir sonucu olarak her istediğine hemen ulaşan, buna karşın tekdüze ve anlamsız bir yaşam süren bir subayın bütün hayatını, benliğini değiştiren bir suç işlemesi ve yaşadığı o garip gece sonrasında geçirdiği olumlu değişim anlatılıyor. Hayatın anlamı, suç psikolojisi ve iyilik kavramı üzerine tam tadında bir kitaptı.. 2017'de de bol bol Zweig okuyacağım gibi görünüyor..☺

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu – Stefan Zweig

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nu okuyana kadar favori Zweig kitabım Satranç olmuştu ama bu kitapla fikrim değişti açıkçası.☺
Sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıdığımız, adını, kim olduğunu bilmediğimiz bir kadın karakter. Bütün hayatına etki eden aşkının itirafı olan bir mektup.. Bilinen aşk mektuplarının aksine, her fırsatta "Sen beni hiç tanımadın!" cümlesinin sık geçtiği bir yüzleşme mektubu aslında. Taraflar değil tek bir taraf görüyoruz bu mutlak aşkta. İşte bu yüzden kitabı bitirdikten sonra durup düşünüyor okur: Bu gerçekten mutlak bir aşk mı yoksa zamanla yerleşmiş bir alışkanlık ya da takıntı mı?

Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat – Stefan Zweig

Bir kadının yaşamı yirmi dört saatte ne kadar değişebilir? Stefan Zweig, karşı koyamadığı arzularının ve içgüdülerinin peşinden giden soylu bir kadının yalnızca yirmi dört saat içinde yaşadığı ama bir ömür içinde taşıdığı, onu hep geçmişe bakarak yaşamaya iten bir deneyimini ve bu deneyimin yıllar sonra gelen itirafını anlatıyor. Bunu yaparken Avrupa'nın "kibar" tabakasının ahlak anlayışını da eleştiriyor ve kumar tutkusunun bir insanı ne derece yıkıma sürüklediğini de gözler önüne seriyor.. Alışık olduğumuz Zweig üslubu, kısa ama yoğun bir anlatım ve derin karakter incelemeleri.. Özellikle ellerin insan karakteri hakkında nasıl net ipuçları verdiğini ayrıntılarıyla anlattığı kısımlar etkileyiciydi.

Korku -Stefan Zweig

70 sayfada dolu dolu bir hikaye anlatılır mı? Zweıg bunu her kitabında büyük bir ustalıkla yapıyor.. Bir kadının iç dünyasını, utancını, pişmanlığını, korkularını ve çözülme anını su gibi akıp giden sayfalarda bir araya getiriyor. Psikolojik iniş çıkışları ifade etmede kesinlikle çok başarılı bir yazar.. Rahat ve korunaklı bir burjuva yaşamı süren evli bir kadın Irene Wagner.. Tekdüze giden yaşamında sadece macera hevesiyle yaşadığı ilişkinin açığa çıkması korkusuyla geçirdiği ruhsal çöküşün ve hayatını sorgulayışının hikayesi Korku.. Zweıg her zamanki gibi psikoloji birikimini ustaca yansıtmış kitaba ve derin karakter incelemeleriyle zenginleştirmiş eseri.. Mutlaka bir kere Zweıg okuyun..☺