Pek Çok Kışın Ardından – Marian Izaguirre

Pek çok kışın ardından


Bir Zamanlar Hayat Bizimdi kitabını okuyanlar Marian Izaguirre adını duymuştur. Çok başka, çok özel bir kitaptı..
Pek Çok Kışın Ardından, yazarın dilimize çevrilen bir diğer kitabı. Altmışlı yılların ortalarında Madrid’i çalkalayan gizemli bir cinayetle başlıyor kitap. Ardından cinayetin köklerini geçmişteki bir karşılaşmaya doğru uzatır. Ve böylece Martin’le Henar’ın dopdolu hikayesi başlar.
Diğer kitapta olduğu gibi bu kitapta da arka planda İspanya’yı okuyoruz. Bunun yanı sıra edebiyat, sinema, moda, kostüm tasarımı, kadın özgürleşmesi gibi çok çeşitli konuları da merkezine alarak dolu dolu bir dünyaya davet ediyor kitap.
Bir Zamanlar Hayat Bizimdi kadar apayrı bir yere koyamıyorum ama yine de güzel bir okuma oldu.
#kzlgezegenöneriyor #pekçokkışınardından #marianizaguirre #delidolukitap

Dünya Bu Kadar – Mahir Ünsal Eriş

Dünya Bu Kadar

Dünya Bu Kadar, Mahir Ünsal Eriş’in ilk romanı. Ama her satırında Eriş’in harika öykücülüğünün izlerini de görmek mümkün. “Bir ikindi kahvaltısına gelmeyen” Güneş’in hikayesiyle başlayan kitap geriye dönüşlerle, zaman atlamalarıyla Güneş’in anne-babasına, Kore Savaşı’na, Yalova Depremi’ne, Hasan Fehmi Bey’e, Korhan, Fevziye ve Nuri’ye, Şelhum Asteğmen’e kadar birçok farklı karaktere ve birçok farklı hayat hikayesine doğru yol alarak devam ediyor. Böylece bir kitapta birden fazla hikaye okumuş oluyoruz. Ve bütün bu hikayeler çoğala çoğala öyle bir noktada birleşiyor ki tesadüflerin hayattaki yeri hakkında şaşırmadan edemiyoruz. Çok yaratıcı bir olay örgüsüyle oluşturulmuş güzel bir ilk roman.
Okumaya başladıktan bir süre sonra, baktım karakterler ve hikayeleri gitgide çoğalıyor; ben de not alarak ilerlemeye karar verdim. Kitap bittiğinde elimde yaklaşık beş sayfalık bir karakter listesi vardı düşünün.
Böyle söyleyince karışık ve anlaşılması zor bir kitap olduğu izlenimi uyansın istemem. İlk birkaç sayfadan sonra hemen kaptırıyorsunuz kendinizi kitaba. Yeri gelmişken de bir kez daha söyleyeyim Mahir Ünsal Eriş çoktan favori yazarlarım arasındaki yerini almış bulunuyor. Ve ne yazık ki okumadığım sadece bir kitabı kaldı.
#kzlgezegenöneriyor #mahirünsaleriş #dünyabukadar #canyayınları

1

Gece Yarısı Kütüphanesi – Matt Haig

Gece Yarısı Kütüphanesi

Berbat bir hayatı olduğunu düşünen Nora Seed kendini öldürmeye karar verir ve bunun sonucunda, kendini, içinde bambaşka hayat ihtimallerinin yazılı olduğu kitaplarla dolu bir kütüphanede bulur: Gece Yarısı Kütüphanesi. Bu kütüphanedeki her bir kitap Nora’nın başka kararlar alsaydı yaşayacağı hayatları anlatır ve burada saat hep 00.00’dır.
Bir hayattan diğerine gidip gelen Nora’nın önünde iki seçenek var: Ya gittiği hayatlardan birinde gerçekten mutlu olarak kalacak ya da gerçekten ölecek.
Gece Yarısı Kütüphanesi hemen hemen herkeste gördüğüm için çok merak ettiğim bir kitaptı ama okumak için popülaritesinin biraz geçmesini bekledim. Akıcı mı evet çok akıcı. Bir oturuşta okuyabiliyorsunuz. Ama bana edebi bir doyumdan ziyade kafa dağıtmalık bir film izliyormuşum hissi verdi.
Kütüphanelerin ve birden fazla hayat barındıran kitapların arasında olmak şüphesiz ki kitap severleri çok mutlu ederdi. Ama bu hayatlar bizim hayatlarımız olsaydı aynı şeyi düşünür müydük emin değilim.😁 Peki siz böyle bir kütüphanede bulunmak ve aldığınız her kararda değişen hayatlarınızı görmek ister miydiniz?
#geceyarısıkütüphanesi #matthaıg #midnightlibrary #domingoyayınları

Martin Eden – Jack London

Martin Eden


Martin Eden, Jack London’ın yarı otobiyografik romanı olarak kabul ediliyor. Yazarın hayatını okuduğunuzda bunun doğru olduğunu siz de görüyorsunuz.
Farklı sınıflar arasındaki değer ve zihniyet farklarını, statü ve servetin toplumdaki önemini bütün detaylarıyla gösteren başarılı bir roman. İdealize edilen o muhteşem hayatın, içine girildiğinde aslında o kadar da güzel bir hayat olmadığının en canlı örneğini Martin Eden gösteriyor.
Aşık olduğu kız ve onun içinde bulunduğu konum uğruna yaşadığı değişim ve dönüşüm süreci Martin Eden’ı bambaşka biri haline getirirken yitirdikleri de çok büyük şeylerdir aslında. Çıraklıktan ustalığa, işçilikten başarılı bir yazarlığa giden yolda Martin Eden trajik bir sona sürüklendiğinin farkına çok geç varır.
Her açıdan çok başarılı bir olay örgüsüne ve karakter betimlemesine sahip, akıcılığını kaybetmeyen bir kitaptı. Her kitap okunacak zamanı kendi belirler diye düşünüyorum. Bence Martin Eden’ı en keyif alacağım bir dönemde, sindire sindire ve çok severek okudum. Kesinlikle tavsiyemdir. Hayatınızın bir döneminde mutlaka okuyun.
#kzlgezegenöneriyor #martineden #jacklondon #işbankasıkültüryayınları

Karanlık Kız – Elena Ferrante

Karanlık Kız


Karanlık Kız’ın sayfalarını çevirmeye başladığınız andan itibaren içinizi bir tekinsizlik sarıyor. Her an bir şeyler olacak hissiyle okuyorsunuz. Bir çift göz sizi sürekli izliyormuş gibi. Görünürde hiçbir şey olmuyor ama kitap bitene kadar da bu huzursuzluk hissi gitmiyor.
Tek başına uzun bir yaz tatiline çıkan İngiliz edebiyatı öğretmeni Leda’nın dengesi ve sakin tatil rutini, kumsalda denk geldiği Napolili bir aile tarafından bozulduğunda Leda hem bu aileyi ve kadınlarını hem de kendi aile hayatını, geçmişini gözden geçirir.
Elena Ferrante’nin bu romanı filme de uyarlandı. Başrolde de çok sevdiğim Olivia Colman var. En kısa zamanda izleyeceğim.
#kzlgezegenöneriyor #karanlıkkız #elenaferrante #everestyayınları

Kul – Seray Şahiner

Kul

Seray Şahiner’in yarattığı kadın karakterlerinde insanı kendine çeken bir büyü var. Leyla, Ülker Abla şimdi de Mercan… Sıradan ama sıradışı, her an her yerde karşımıza çıkabilir. Belki de çevremizde nice Mercan’lar vardır diye düşünüyor insan. Umut etmenin vücut bulmuş hali diyebiliriz Mercan için. Çünkü hep umut ediyor ve bekliyor. Gidersen git demekle evi terkeden kocasını, hiç olmayan çocuğunu, mutlu ve sıcak bir aile hayatını, akşamları televizyon karşısında yemek yememeyi.. Yani yalnız kalmamayı. Ama en çok da fark edilmeyi bekliyor Mercan. Dilediği dilekler, adadığı adaklar, gittiği türbeler hep bunlar için.
Mercan’la birlikte İstanbul’un görünmeyen yüzünü, sınıf meselesini, kentsel dönüşüm sürecini de gösteriyor bize kalemini sevdiğim canım Seray Şahiner.
Okumayı sevdiğim yazarların başındadır benim için, dönüp dolaşıp elimin gitmesi bu yüzden. Tek bir kitabı kaldı okumadığım,sonrası klasik yeni kitap bekleme süreci.
#kzlgezegenöneriyor #everestyayınları #serayşahiner #kul

Sıfır Noktasındaki Kadın – Neval El Seddavi

Sıfır Noktasındaki Kadın

Ah Firdevs… Beni o kadar çok etkiledin ki… Yaşadıkların, yaşamak zorunda bırakıldıkların, sana dayatılan yaşama karşı duruşun o kadar gerçek ve acı ki. İsimler, mekanlar, zamanlar değişse de değişmeyecek şeylerin temsilisin adeta.
Hücresinde idam edilmeyi bekleyen Mısırlı fahişe Firdevs’in ona dayatılan sonu değil, kendi sonunu seçmesini ve bu uğurda yaşadıklarını mutlaka okuyun. Bu kitabı bütün okurlara tavsiye etmemek büyük haksızlık olur.
#kzlgezegenöneriyor #sıfırnoktasındakikadın #nevalelseddavi #metiskitap

1

Unutma Dersleri – Nermin Yıldırım

Unutma Dersleri

“Hayat dediğin neydi ki zaten; bitecek diye korktuğun kısıtlı vakti, bozuk para gibi harcama telaşı.”
Unutmak mı daha zor, yoksa hatırlamaya çalışmak mı? Hangisi daha çok acı verir? Yaşadığımız acıların sorumlusu olarak hep başkalarını suçlarken sakın gerçek suçlu kendimiz olmayalım?
Aşk acısıyla baş edemeyen kahramanımız Feribe’nin yolu Mazi İmha Merkezi’ne düştüğünde kafasında bu soruların hiçbiri yoktu. Bu tuhaf merkezden saçma bir şey çıkmasını bekliyor, içine düştüğü durumdan kurtulacağına hiç ihtimal vermiyordu. Ama yine de merakına yenilip unutma dersleri seansınlarına başladı. Hem derslere hem de hayatına doğru bir yolculuğa aslında…
Nermin Yıldırım diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da kelimeleri kullanmadaki muhteşem yeteneğini göstermiş. Her bir kelime, her bir cümle o kadar yerini ve anlamını bulmuş ki, üslubuna/tarzına hayran kalmamak elde değil. Mizahla harmanlanmış hüzüne, karakterlerin gerçekçiliğine, kurgunun güzelliğine kapılıp gittim yine. Bu sebeple yeri gelmişken bir kez daha ve ısrarla tavsiye edeyim canım yazarı.

Unutma Dersleri’ni de okuduğuma göre, üzülerek söylüyorum ki Nermin Yıldırım külliyatını tamamlamama son bir kitap kaldı. Sonra yeni kitap gelene kadar bekle dur.

Yaşamadan Ölmeyeceğim – Maud Ankaoua

Yaşamadan Ölmeyeceğim


Yaşamadan Ölmeyeceğim kitabını okumaya başladığınızda, bir kişisel gelişim kitabı okuduğunuzu düşünmeniz kuvvetle muhtemel. Zira kitapta bir değişim ve dönüşüm hikayesine tanık oluyoruz. Bu açıdan bakıldığında kişisel gelişim tarzında okuma yapmayı sevmeyenler için bir ön yargı oluşabilir ancak öyle olmasın.
Evet kitapta hayatın sırrını, iç huzuru, mutluluğu ve dengeyi bulmak adına öğretiler yer alıyor. Ama bunun yanında çok güzel bir aşk hikayesi, nesilden nesile aktarılan travmalarla parçalanmış bir aile, eski ve yeni dostlukları da okuyoruz. Malo ve Phueng’in bir aylık anlaşmalarının ardında okuru duygulu ve sıcak bir hikaye bekliyor. Kişisel gelişim kitabı gibi başlayan, duygusal ve samimi bir film gibi devam eden, sayfaların nasıl ilerlediğini fark etmediğiniz bir deneyim Yaşamadan Ölmeyeceğim…
#kzlgezegenöneriyor #yaşamadanölmeyeceğim #maudankaoua #yanpasajyayınevi

Hayat Hanım – Ahmet Altan

hayat_hanım

Hayat Hanım hakkında ne yazsam eksik kalacakmış gibi hissediyorum. O istediği her şeyi büyük bir tutkuyla isteyen, ama gerektiğinde aynı güçle de vazgeçip arkasına bakmadan çekip gidebilen bir kadın. Bütün haklara sahip. En büyük kuralı kuralsızlık. Hem her şeyini ortaya döküyor hem de bütün sırrı içinde saklı. Adı gibi bir kadın anlayacağınız…
Ve onun yaşamının bir dönemine eşlik etmiş genç bir edebiyat öğrencisi. İyi bir yaşam sürerken kendini bir pansiyonda türlü türlü insanların arasında buluyor. Yoksulluğu, devrimciliği, dostluğu, aşkı, edebiyatı tanıyor. Hayat’ı öğreniyor.
#kzlgezegenöneriyor #everestyayınları #hayathanım #ahmetaltan