Unutma Dersleri – Nermin Yıldırım

Unutma Dersleri

“Hayat dediğin neydi ki zaten; bitecek diye korktuğun kısıtlı vakti, bozuk para gibi harcama telaşı.”
Unutmak mı daha zor, yoksa hatırlamaya çalışmak mı? Hangisi daha çok acı verir? Yaşadığımız acıların sorumlusu olarak hep başkalarını suçlarken sakın gerçek suçlu kendimiz olmayalım?
Aşk acısıyla baş edemeyen kahramanımız Feribe’nin yolu Mazi İmha Merkezi’ne düştüğünde kafasında bu soruların hiçbiri yoktu. Bu tuhaf merkezden saçma bir şey çıkmasını bekliyor, içine düştüğü durumdan kurtulacağına hiç ihtimal vermiyordu. Ama yine de merakına yenilip unutma dersleri seansınlarına başladı. Hem derslere hem de hayatına doğru bir yolculuğa aslında…
Nermin Yıldırım diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da kelimeleri kullanmadaki muhteşem yeteneğini göstermiş. Her bir kelime, her bir cümle o kadar yerini ve anlamını bulmuş ki, üslubuna/tarzına hayran kalmamak elde değil. Mizahla harmanlanmış hüzüne, karakterlerin gerçekçiliğine, kurgunun güzelliğine kapılıp gittim yine. Bu sebeple yeri gelmişken bir kez daha ve ısrarla tavsiye edeyim canım yazarı.

Unutma Dersleri’ni de okuduğuma göre, üzülerek söylüyorum ki Nermin Yıldırım külliyatını tamamlamama son bir kitap kaldı. Sonra yeni kitap gelene kadar bekle dur.

Saklı Bahçeler Haritası – Nermin Yıldırım

Saklı Bahçeler Haritası

“… Dünya dediğin lüzumsuz bahçe, bazen her yer, bazen tek bir yer, bazen de hiçbir yerdir. İnsan dediğin kötü tohum, bazen her şey, bazen tek bir şey, bazen de hiçbir şeydir.”
Okuduğum kitabı çok sevince, nasıl yorum yazacağımı bir türlü kestiremiyorum. Kafamdan aynı anda bir sürü cümle geçiyor ve ben hepsini yazsam da hâla bir şeyler eksik kalacakmış gibi hissediyorum. Bu yüzden şimdiden beni mazur görün.
Saklı Bahçeler Haritası, Nermin Yıldırım’dan okuduğum beşinci kitap oldu. Onun o kendine has üslubunu, kelimeleriyle her duyguyu hissettirişini, kendini hem gizleyip hem gösterme oyununu çok seviyorum. Bu kez 1960 lara, iki kız kardeşin yıllar sonra birbirlerine yazdıkları mektuplara ulaştırıyor okuru. Behiye ve Suad günahlarını birbirlerinde temizlerken, yaralarını beraber sarmaya çalışırken, geçmişin aralarında açtığı uçurumu kapatmak için uğraşırken arka planda Almanya’daki Yahudileri, Türkiye’deki Rumları, İspanya’daki iç savaşı da iç acıtan detaylarıyla mektuplarına taşıyorlar. Kitabın sonunda sizi büyük bir sürpriz bekliyor. Öyle ki, okuduğunuz her şeyi bir daha düşünmenize neden oluyor. Ben bu ters köşeyi biraz hissettim hem de son ana kadar emin olamadım. Neler yazacağımı bilemiyorum dedim ama bir sürü şey yazdım yine. Bu kitabı mutlaka okuyun diyor ve sonuna kadar tavsiye ediyorum.
#kzlgezegenöneriyor #nerminyıldırım #saklıbahçelerharitası #hepkitap

Ev – Nermin Yıldırım

Nermin Yıldırım benim kalemine çok güvendiğim, bugüne kadar okuduğum hiçbir kitabında yanılmadığım ve istisnasız herkese önerdiğim bir yazar. Dili kullanmadaki ustalığı, kitaplarında oynadığı küçük oyunlar, rastladığınızda gülümseten tanıdıklarla her okuyuşunuzda kendinizi çok farklı bir dünyanın içinde buluyorsunuz. Ev, onun son romanı.. Portekiz’den İspanya’ya doğru camino de Santiago yapmaya karar veren Seher ve ona eşlik eden Ogo’nun hikayesini okurken bu yolculuğun aynı zamanda kişinin kendine doğru yaptığı içsel bir yolculuk olduğunu da görüyorsunuz. Seher’in kendiyle ve çevreyle olan hiç bitmeyen çatışması, kabuklarını bir bir kaldırarak yaralarını sürekli kanatması, acıları, hesaplaşmaları, bir yere ait olamaması, yarım kalmışlığı, vazgeçişleri, bir “ev” istemesi ya da hiçbir “ev” e sığamaması.. Kitabı okuduktan sonra durup şöyle bir düşünüyorsunuz: Bu yolculuk bir yerden uzaklaşmak için mi yapıldı yoksa bir yere ya da kendine varabilmek için mi? Yola başladığındaki kişiyle bittiğindeki kişi aynı mı? Ya da en önemlisi kısacık tek bir kelime içinde hangi anlamları barındırıyor? “Ev” dediğimiz şey tam olarak neresi? Bitirdiğimde işte bu sorular karşıladı beni. Ve okurken Nermin Yıldırım’ın da aynı yolculuğu yaptığını öğrendim. Bu yüzden okuduklarım benim için farklı anlamlara da bürünmüş oldu..
#kzlgezegenöneriyor

Rüyalar Anlatılmaz – Nermin Yıldırım

Rüyalar Anlatılmaz

“Rüya anlatmak iyi değildir. Anlatılan kabuslar gerçek olur, tatlı rüyaların da hayrı kaçar. Unutma, ne görürsen gör kendine sakla; rüyalar anlatılmaz.”
——————————————–
Ansızın ortadan kaybolan kocasını aramak için onun peşinden İstanbul’a gelen Pilar’ın gidebileceği tek yer kocasının yıllardır görüşmediği ailesi, tek yol haritası ise yine onun tuttuğu rüya günlüğüdür.
Başlangıçta sadece unutulmasın diye yazılan rüyalar, sayfalar ilerledikçe gerçeğe dönüşür. Söylenmemiş sözler, senelerce saklanan sırlarla dolu, geçmişin ağır yüküdür artık Pilar’ın elindeki günlük..
Hiçbir şey göründüğü gibi olmuyor.. Söylenmemiş nice söz, unutulmak istenen nice gerçek barındırıyor boğazdaki düğümler.. İnsan bazen, bazı gerçekleri bilmemek istiyor. Ve bazen bilmemek, görmemek, öğrenmeye çalışmamak gerekiyor geceleri rahat uyuyabilmek için.. #kzlgezegenöneriyor

Unutma Beni Apartmanı – Nermin Yıldırım

Unutma Beni Apartmanı

Nermin Yıldırım ile ikinci buluşmam için yazarın ilk romanı olan Unutma Beni Apartmanı’nı seçmiştim.. Bir süredir de Süreyya ile birlikteydim işte..
Unutma Beni Apartmanı, hayatını hayalet yazar olarak sürdüren kırk üç yaşındaki Süreyya’nın o güne dek hiç görmediği annesinin sesini bir gün ansızın telefonda duymasıyla başlıyor. Ve bu telefonla birlikte geçmişini, kaybettiklerini, kaybetme korkusuyla vazgeçtiklerini, kaçırdığı fırsatları bir bir düşünmeye başlıyor Süreyya..
Süreyya’nın hayatını anlatırken, o dönemin Türkiye’sinde yaşanan toplumsal ve siyasi olaylara da değinmiş yazar. Ama bunu öyle başarılı yapmış ki anlatılanlar kitabın içinde sırıtmamış, kendi yolunu bulmuş.. Tıpkı Süreyya’nın NY için yazdığı romanların anlatıldığı kısımlar gibi..
Aslında başlarda bu çok katmanlılığa alışmakta zorlandım. Bu yüzden de ilerlemem biraz zaman aldı. Sonradan ilerledikçe de tadına vararak okumak istedim..
Kitaplardan kazandığım arkadaşlarıma Süreyya’yı da kattığım için memnunum. Şimdi sıra diğer buluşmalarda.. #kzlgezegenöneriyor

Dokunmadan – Nermin Yıldırım

Dokunmadan

Çok, çok beğendiğim bir tanışma kitabı oldu Dokunmadan.. Nermin Yıldırım okumak için neden bu kadar beklemişim acaba?
İnsanlara, duygulara, başka yaşamlara, hayata “dokunmadan” ilerlemeye çalışan Adalet kalbimin tam orta yerine dokundu da gitti..
Yazarın kalemi, kullandığı kelimeler, yarattığı dünya harikaydı. Başladığım andan itibaren kalemi de elimden bırakamadım desem yeridir.. Altını çizmediğim cümle kalmadı neredeyse ve kitap resmen su gibi aktı gitti elimde..
Velhasıl, sonuna kadar tavsiye ediyorum.. #kzlgezegenöneriyor